RSS
 

Author Archive

En Keyifli Bilgi Teknolojileri Çalışanı Nasıl Olur?

05 Mar

Uzun zamandır aklımda olan diğer bir yazımda IT sektöründe asalak olarak çalışanlardan duyduğum rahatsızlıkları paylaşıyorum.  Buradaki tespitlerim çalışma hayatım boyunca yaşadığım birikimlerdir. Belli bir zaman dilimini temsil etmiyor. Bilgi teknolojilerinde çalışan arkadaşlar genelde evrak işlerini sevmezler gibi bir yaklaşım uyandırırlar kendilerinde. Bunda iki türlü yaklaşım gözlemliyorum.

Birinci kesim ve hak verdiğim, hatta üzüldüğüm gerçek bilgi teknolojileri çalışanları.  İş yoğunluğunu mesai saati sonuna kadar dolu dolu yaşatılan ve hatta 24 saate uzanan beklentileri karşılamakta zorlananlar Kısıtlı eğitim imkanları altında uğraşarak didinerek belli bir bilgiyi ve tecrübeyi elde etmeyi hayat tarzı edinmiş kişiler. İşleri düzen ve en düşük riskle yapmayı hedeflerken maliyetleri de işletme için optimumda tutmaya çalışan meslektaşlarımdan bahsediyorum. Tamamı böyle arkadaşlardan oluşan bir ekipte çalışmak herhalde sayısal lotoyu tutturmak kadar zor olmalı.

İkincisi ve benim tasvip etmediğim bu kişilerden muhakkak diğer sektör ve birimlerde de vardır ama teknik anlamda kamuflajın nasıl yapıldığını gördüğüm için kendi alanımdan bahsetmek durumundayım.

Ayrıca bu arkadaşların mümkünse kapasitelerinden istifade edip çalışma gücü sağlamaya çalışmayan ve kendilerini konumlandırdıkları yerde onları rahatsız etmeden, iş yükünü adaletsiz dağıtan, bana göre yöneticilik vasıfları olmayan, sığ görüşlü bazı yöneticileri de suçlu görüyorum. Bu ayrı bir yazı konusu ve içimin oldukça dolu olduğu bir nokta. Bunlara rağmen sizi işe bağlayan ve destekleyen orta ve üst yöneticilerinde olması birinci grupta olanlar için büyük şans.

Bu arkadaşların benzer özellikleri :

  • Ne zaman arasanız muhakkak müsait değildir. Her sabah çayını içerken, haber sitelerinde gezerken mesainin ilk saati nasıl kontrol edildiğini bilmediği sunucuları ve kayıtlarını dahi nereden bakıldığından haberi olmayan ağ cihazlarını kontrol ediyordur. İllaki yarım saatten az olmamak şartı ile daha sonra tekrar aratır.
  • Üst ve orta yönetim hedef kitlesidir. Onların işleri her zaman üst seviye önemlidir. Müşteri ile karşılıklı çalışan yada para tahsilatı yapan bir çalışanın devre dışı kaldığı anda müdahale etmek yerine  msn’e bağlanamayan genel müdür sekreteri onun için kırmızı alarmdır.
  • Yöneticiler aradığında bilmiyorum cevabı onlar için tanımsızdır. Verilecek ve durumu kurtaracak cevap her zaman vardır. Nasıl olsa bir arkadaşını yada ortağını arayıp sorunu çözmeye çalışacaktır. Bilmiyorum ama araştırıp geri dönüş yapabilirim gibi doğal bir cevaptan yoksundurlar.
  • Kişisel gelişim onlar için gereksizdir. Nasıl olsa işleri yürüten bir ortağı yada danışmanlık aldığı bir firma vardır.
  • Kendini geliştiren insanlara hiç tecrübesi olmayan konularda fikir verip üstünlük kurma çabasındadır.
  • Yeni çıkan her teknolojiyi onunla paylaştığınızda muhakkak bir kaç yıl önce denemiştir. (teknoloji bir hafta önce çıkmış olsa bile)
  • Bu kişiler için kurallar bütünü,denetim ve yetki kontrolü en rahatsız edici şey. Ölçülmek ve değerlendirilmek onların korkulu rüyası olduğu için ellerinden gelen direnci sergilerler.
  • Ekibe yeni katılan ortağına elinden geldiğinde bilgileri geç verir. Mümkün olduğunca sahip olduğu şirket yapısına ait bilgileri koz olarak kullanmak üzere zulada tutar.
  • İyileştirme  onlar için felakettir. Zira alışmakta zaten zorlandıkları ve kurulu olan düzenleri kökten değişeceği zaman bütün olası kötü senaryoları bir romancı edasıyla yazarlar.
  • Diğer birimlerle ilişkileri tamamen kıyak üzerine geçerlidir. Elindeki imkanları çaktırmadan diğerlerine kullandırır ve kendine çıkar çevresi oluşturur. Hatta yaptığı işlemler ortağı tarafından belirlenip devre dışı bırakılsa da onu bile kandırmaktan vazgeçmeden kendi gibi insanlara rüşvet dağıtırcasına kaynakları kullandırmaya devam eder.
  • Her zaman geçmişte yaşarlar. Bugün için başardıkları bir projeleri yada çalışmaları olmadığı için geçmişte muhakkak başkası tarafından yapılmıştır ancak size kakalamak için anlatır.
  • Şartlar uygun olduğu sürece arazidir. Her telefonunuzda muhakkak bir iş yapıyordur bulunduğu mevkiye hakim yerdeki gelen olursa ıspatlama şansı olsun.
  • Bilgi işlemciler için söylenen fakat bu yakıştırmaya sebep olan kendine güveni olmayıp insanların kendisine verilen görevden dolayı bilmediği bir konuda güvenmesini fırsat bilerek rahat bir şekilde yalan söyler.
  • Prosedürler ve talimatlar onlar için anlamsızdır. Hele envanter ve değişim yönetimi kayıtları ise çok önemli olduklarını söylemelerine rağmen gereksiz görürler. Kayıt dışı yaşamak onların açıklarını kapatacak desteği beslemek için çok gereklidir.
  • Problemleri çözmek onların için çok basittir. Eğer üst düzey yöneticiler etkilenmiyorsa çözüme yetecek kapasite ve metodolojisi olmadığı için eğer yalnızsa arkadaşlarını arayıp hemen yardım ister. Kalabalık bir ortamda ise ortağının işi çözmesini bekler. Tabi oda boş durmaz girebildiğini bütün yönetim ekranlarına girer. Birisi gelip bakarsa o yapamıyormuş görünmesin diye.
  • Daha önceki çalıştığım şirkette ekipteki bir arkadaş ki en tehlikelisiydi. Bana göre en vicdansız ve sadist davranış olarak başkasının yaptığı işleri kendisi yapmış gibi lanse etmesi. He böyle biri ondan sonra denk gelmedi ama dikkatli olmakta yarar var.
  • Çözümsüzlük odaklı yaklaşımları ile herkesi bıktırırlar. Bu konuda sadece bilgi teknolojileri değil teknik imkan konusunda çözüm mercisi olan birimlerinde en çok farkında olduğum özelliklerinden biridir.

 

Bu kişiler kendi hayatıma yön verirken asla yapmamam gerekenleri bana öğrettiği için bir katkısı olduğunu düşünüyorum.  En önemli gözlemimde “çözüm odaklı” demenin ne olduğunu gerçek anlamda yaşayıp öğrenme fırsatı verdiler. Yaradıkları bir kaç iyi şeyden bazıları bu noktadır herhalde. Buraya kadar yazdıklarım aklımda kalan ortak yönler. Teknik olarak detaya girmeden davranışlar ile yazmak istedim. Belki başka sektörden yada bu kişilerin hizmet verdiği arkadaşlarda katkıda bulunmak isteyebilir. Bunların dışında olan muhakkak başka maddeler de vardır. . Gözümüzden kaçan ve tespit edilmesi daha sinsi arkadaşlarında olabileceğini zannediyorum. Sizlerinde tespitlerinizi bekliyorum.

 

Akbank ve Sosyal Mühendislik

02 Mar

Ajandama not almışım “Akbank sosyal mühendislik yapıyor” diye. Artık blog için aklıma gelen ve yazmayı düşündüğüm şeyleri daha sonra unutmak yerine not almaya başladım. İlk notuma devam edeyim. Maaşımızı Vakıfbank’tan alırken yakın bir zamanda şirket Akbank ile çalışmaya başladığı için maaş hesaplarımızı buraya aktardılar.  Vakıfbank hantal ama insanı bunaltan çağrı merkezi ve banka çalışanları yok.

Akbank şubesi belirli aralıklarla mevduatımın hangi bankalarda tuttuğumu, yatırım hesabı kullanıp kullanmayacağımı soruyor. Hele birde bireysel emeklilik sistemi yok mu. AvivaSA ile paslaşarak yaptıkları dehşet itici bir iş yapış şekli. Hani iyi birşey olsa bile artık kesinlikle soğudum. Adamlar hizmetlerini anlatmak için benim bütün özlük bilgilerimi talep ediyorlar. AvivaSa ve Akbank tarafında yedi geçmişime kadar öğrenmek istiyorlar. Veriyormuyum “Hayır”. Bu kadar yapışkan ve ısrarcı olamaz insanlar yahu.

Müşterileri olmak tamam, aradaki ilişkiyi sıkı tutmak onada eyvallah. Yahu daraltmayın arkadaş bu kadar insanı. Maaşı aldığım gün sizde paramı bırakmıyorsam nedeni daraltmanız.

Çağrı merkezi  ayrı bir mesele. Adamları işimizi halletsinler diye arıyoruz dakikalarca hatta bekliyoruz ürün satmaya çalışıyorlar. Ben müşterimiyim enayimiyim. Birde telefonda pazarlama eylemleri varki o kadar.

Akbank yetkilileri ben sizin müşterinizsem enayiniz değilim. Siz kendinizi herkesten akıllı mı zannediyorsunuz. Kredi kartı limitimin 5 katı bir miktarı sigortalamak için taksitli ve vadesi gelmemiş kredi kartıma ait bekleyen ödemeler için benden aylık binde 8 istemek gibi saçma bir uygulama yapıyorsunuz. Gerisini anlatmaya lüzüm bile görmüyorum. Birde üstüne üstlük siz bizim iyi müşterimizsiniz yalanını söylüyorsunuz.  Siz benden faizle kazanamadığınızı bu şekilde almaya çalışıyorsunuz.  Benden aldığınız bilgileri bana karşı kullanıyorlar.

Diğer bankalarla çalıştıkça emin olun yazarım. CRM uygulamaları ve teknikleri geliştikçe bankaların daha fazla azıtacağına eminim.

Hangi bankanın çağrı merkezi ve personeli olursa olsun istemesemde artık kestirip atıyorum. Israrcı olanları kapalı telefon sinyaline yada kapının dış mandalını gösteriyorum. Sizin CRM dediğiniz şey müşterileri kandırıp onları kendinize her daim borçlandırmak ve kene gibi emmek olarak görüyorum.

Tespit ettiğim ve hala sormadıkları tek soru : Hangi takımı tutuyorsunuz?

Hani bir sorsalar onlara ben güzel bi takım cevabı vereceğim :)

 
4 Comments

Posted in Güvenlik

 

Ubuntu Opera Flash Player

12 Şub

Operayı farklı hesapları kullanmak için kullanırım. Yeni sürümle birlikte daha bir güzel görünmeye başladı. Ancak flash player gerekliliği olan sitelerde flash oynatıcınız yok diyor. Halubiki default olarak kullandığım chromium ve firefoxta hiç bir sorun yaşamıyorum. Adobe sitesine yönlendiren mesajı gördüğümde gidip deb paketi ile yükleme yapmak istemiyorum çünkü sistemim 64bit. Hoşuam gitmiyor 32 bit paketlerin olması :) Daha önce anlattığım 64bit flash player ile kullanmak için araştırma yaptım. Opera plugin ayarlarının olması gerektiğini düşünürken kişisel dizinimde bulunan ~./opera dizininde pluginpath.ini dosyası dikkatimi çekti. İçini açtığımda mozilla pluginlerini ( yani benim 64bit flashplayer ve diğer eklentileri) /usr/lib/mozilla/plugins dizininde arıyor. Hemen altına flash oynatıcımın eklentisinin bulunduğu dizini yazdım. Sonuç 64bit flash playerim çalışıyor :)

~./opera

/home/linuxuzmani/.mozilla/plugins=1

 
No Comments

Posted in Linux

 

Php ile Proje ve NetBeans

19 Ara

Son zamanlarda vaktimin büyük bir kısmını php dilini öğrenmekle geçiriyorum. Teorik olarak kitaplardan gerekli bilgileri öğrendikten sonra ufak tefek denemeler yaparken bunu bir proje üzerinde öğrenmenin daha iyi olacağını düşünmeye başladım. Bu sırada iş yerinde yazılım lideri olan arkadaşım Özhan şirkette hasıl olan ölçüm yönetim sistemi için nesneye yönelik programlama ile php’de proje yapmayı planlamış. Yazılımcı olmamama rağmen php üzerinde çalışmalarımdan haberdar olduğundan benide projeye ekledi ve gelişmeme imkan tanıdığı içinde teşekkür ediyorum.  Benim görevim sınıfları yazmak.

Projeye başladığımızda netbeans php destekli halini kullanmaya başladım. 6.7 olan sürümü ile sınıflardaki metodlara erişimleri getirirken bekletiyordu. Php komutlarının çoğunuda  otomatik getirmiyordu. Netbeans sitesini ara ara takip ediyordum. Geçen gün 6.8 sürümünün çıktığını gördüm ve 6.7 versiyonunu kaldırıp yerine hemen kurdum. Php komutlarını tamamlaması düzeltilmiş ve leb demeden leblebiyi anlar hale geldiğini hemen farkettirdi. Ayrıca metodları getirmesi daha hızlı olduğunuda söyleyebilirim. Özhan windows üzerinde çalışıyor. Oda netbeans 6.8 kurdu ve kullanmaya başladı. Platformlarımız farklı olsada aynı yazılım geliştirme aracını kullanıyoruz.  Projeler dışında hızlı düzeltmeler için geany kullanıyorum.

Proje için esx üzerinde kurulu olan ve debian sunucu üzerinde çalışıyoruz. Klasik php5 , apache2 ve MySQL kullanıyoruz. Projedeki dosya ve veritabanındaki bilgileri kendimden korumak için rsync ile incremental ve günde 3 kez veritabanı yedekleme scriptimi kullanıyorum :)

Ölçüm yönetim sistemi bir doğalgaz dağıtım şirketinin kendine ve sanayi müşterilerine ait istasyonların günlük gaz tüketim değerlerinin takibinin yapmasıdır. Yapılan hesapların çok karmaşık formüllerle yapıldığını bu proje ile öğrendim.

 
1 Comment

Posted in Linux

 

Google Genel Dns ve OpenDns

17 Ara

Google yeni hizmeti olan genel dns hizmetini başlatalı bir süre oldu. Servisin denemelerini yaptım. Performansın yeterli olduğunu gördüm. Google Public Dns ve OpenDns hizmetleri ülkemizde youtube yasağını delmek için genelde tercih ediliyor. Ayrıca Türk telekom’un kendi dnslerindeki sorunlar ve geç güncellemeler nedeniyle de kullanıcılar tarafından kullanılmıyor.

Ancak bu gibi servislere biraz temkinli yaklaşıyorum. Google bu hizmetinde istatistiki bilgiler tutmak için açtığını saklamıyor. Google üzerinde bulunan bilgilerimizi düşündüğümüzde bunun pek önemli olmadığı düşünülenilir. Buradaki istatistik arama motorundaki gibi benzer verilerin yanı sıra sitelere olan erişimler daha net izlenebilecek. Yine Google hizmeti olan Analytics ile geçerli kodlar gezilen sitelerde yoksa her siteyi ölçemez. Ancak dns hizmetleri ile sitelere olan ziyaretleri herhangi bir koda ihtiyaç olmadan bu şekilde izlenebilecek. Belki başka aklıma gelmeyen yararlarıda olabilir bu hizmeti veren firmalara. Kullananlar için riskli bir durum görünmüyor istatistik bilgileri dışında. Google dns adresleri için akılda kalıcı ip adresi belirlemiş. Çinlilier çok sevecek ve çok hızlı bir şekilde google dns servisini sahipleneceklerdir. Sonuçta sekiz rakamı onlar için çok değerli :) Bunca yorumun ardından ben yine de kendi dns sunucumu kullanma tercihimi kullanıyorum.

Hani kullanırsanız Google Public DNS ve OpenDns adreslerini de veriyorum.

208.67.222.222
208.67.220.220

Google Dns Adresleri: 8.8.8.8 ve 8.8.4.4
OpenDns Adresleri:  208.67.222.222 ve 208.67.220.220

 
3 Comments

Posted in Linux

 

Türk Telekom ve Haksız Kazancı

26 Eki

Hafta sonuna doğru faturalarım e-posta kutuma düştü. Artık elektronik fatura ile doğaya destek vermek adına memnunum. Bu durum her ne kadar TT (Türk Telekom adı bundan sonra TT olacak kullanacağım) için ekstra kar olarak hanesine yazılıyor. Malum fatura kağıdı, toner maliyeti, dağıtım masrafı, fatura basım ekibinin daha az çalışması vb gibi nedenlerle gayet güzel giderlerini azaltıyor.

Elektronik fatura sistemi ile birde ikinci nusha tutma zorunluluğunun ortadan kalkması ile ormanlarımızdaki bayağı bir ağaç kurtulmuş oluyor. Buradaki tebriğim Gelirler İdaresi’ne. Çalıştığım şirket Türkiye’deki elektronik fatura kullanan altıncı şirket. Bu sistem ayrı bir girdiyi hak ediyor.

Geçen gün şirkete gelen TT pazarlama yetkilileri ile yeni ürünleri için görüşmeler yaptık. TT yeniden yapılanma ve teknoloji kullanımı konusunda başarılı buluyorum. Geç kalınmış ve yıllardır diğer internet servis sağlayıcılar tarafından omurgaları olmamalarına rağmen yaptığı işleri yeni yeni bünyesinde var etmeye çalışıyorlar. Zannedersem yaptıkları her görüşme sonunda sabit ücret konusunda şikayet alıyorlar. TT çalışanı oldukları için şirketlerini koruma moduna geçiyorlar. Sabit ücretler için şunları söylüyorlar.

Alınan sabit ücretler için işletme maliyetleri var diyor. PSTN santrallerinin enerji ve bakım ihtiyaçları yanı sıra verdikleri ücretsiz arıza desteklerini de eklendiğinde bir külfet olduğunu ve bunuda karşılamak için almak zorundayız diyorlar. Bunların bir maliyeti olduğunu kabul edelim. Bunun için sabit ücret alıyorsanız neden iki milyar TL kar elde ediyorsunuz. Sizin hizmet satan bir şirket olduğunuza göre altyapınızın çalıştırırken üstlendiği işletme maliyetini ve üzerine iki milyar kar edecek kadar bir kar ekleyerek bana ödetiyorsun. Daha sonra karşılattığını söylediğin maliyet ve ettiğin karın dışında, gerekli ödemelerini tahsil ettiğin altyapıyı ben kullanırken neden bir daha para alıyorsun? Ettiğin kar ile bundan para kazanıyor ve yaptığın işin karşılığını almış oluyorsun. İşte haksız kazanç bundan sonra benden gönülsüz olarak verdiğim paralardır. Algım bu şekilde oluşmuş oluyor. Adsl’de verdiğin internet hizmeti için ayrı bir blog girdisi yazacağım.

Devlet bile insafa geldi vergileri düşürüyor ama TT olarak insafın kalmamış. Türkiye’de herkeste cep telefonu var. Elli küsür milyon. Geri kalanda çok yaşlı ile ilkokul ve öncesi çocukları olduğunu varsayarsak bu fikir yerinde. Bütün ailemde ve iletişimde olduğum herkes ile mümkünse ilk olarak internet üzerinden daha sonra cep telefonundan görüşüyorum. Yani TT olarak telefonuna ihtiyacım yok. Bu yüzden ikinci algım “TT kartel olmanın getirdiği gücü kötüye kullandığı” yönünde.

Ancak TT ve TT üzerinden sağlanan internet hizmetini kullanmak için kendine muhtaç ediyorsun. Diğer firmalar %10 kar ile neler yapabiliyorken sen hiç kıpırdamıyorsun. Katma değerli servisler üretmek güzel ama senin müşterin olmak istemeyenleri kendine mecbur etmeyide elinde güç olarak bulunduruyorsun.

Her ay konuşmadan verdiğim onbir TL ile sana üç yılda ortalama dört yüz TL sadece ben ödedim. Bayağı milyon abonesi olan bir şirket için toplamda çok iyi çok çok büyük meblağlar demektir bu. Her söylemindeki yatırım yapıyoruz açıklamınızdan artık nefret ediyorum. Bunları ticari bir şirket olmanız ve maliyetleri düşürürken karlılığı artırmak için yaptığınızı inkar mı ediyorsunuz?

Şimdi nalına vurduk mıhına da vuralım. TT’yi özellştiren hükümeti mantığının doğru ama yapılan şirketin yanlış olduğunu düşünüyorum. Karlılık, maliyeti düşürme, hizmet kalitesinin arttırılması ve alt yapının teknolojik olarak yenilenmesi konusunda profesyonel bir ekip kurulabilirdi. Lider bir yönetici bu şirketi özelliştirme yapılmasına gerek bırakmadan da bu seviyelere halkın cebinden para hortumlamadan da yapabilirdi. Örnek olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu başkanı gibi beceri ve kabiliyete sahip büroktatların önünün açılarak bu gibi devlete ait büyük şirketlere gerçek bir lider olarak atanmaları sağlanmalıydı.

Bursa’da oturmaya devam edersem sabit hattın iptali ve bunca yıldır benden alınan sabit ücret bedellerinin geri ödenmesi için tüketici mahkemesine başvuracağım. Sizlerde bu gerçekleri göz önünde bulundurarak hakkınızı aramanızı tavsiye ediyorum. Diğer mahkemelerde çıkan kararlar neden bütün aboneler için geçerli olmaz hala anlamıyorum. Vardır herhalde hukuki olarak bir açıklaması. Başka bir şehire gidersem de muhakka ya kablotv şebekesi olan yada fiber internet sağlanan bir yerde oturmaya özen göstereceğim.

 
No Comments

Posted in Network